Fahiş fiyat sonrası zincir marketlere kötü haber! Tarım Kredi marketlerinin sayısı artıyor

Gıda fiyatlarındaki yaşanan artışla ilgili önemli bir adım atılıyor. Zincir marketlerin yüksek fiyatlarına karşı Tarım Kredi Kooperatifleri marketlerinin sayısının 180’den 500’e ilerleyen dönemde ise 1000’e çıkarılması hedefleniyor.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan son dönemde artan gıda fiyatları sonrası devreye girdi. Erdoğan, yüksek fiyat uygulamasına karşı Tarım Kredi Kooperatifleri marketlerinin sayısının artırılması talimatı verdi. İlk etapta market sayısı 180’den 500’e çıkarılacak daha sonra ise 1000’e çıkarılması hedefleniyor. Eğer fiyatlarda bir düzelme olmazsa sayı daha da artırılacak.

ERDOĞAN’DAN ÖNEMLİ TALİMAT

Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasını şöyle sürdürdü: “Tüm sıkıntılara rağmen 2020 yılında üretimi sürdüren, 16 milyon turist rakamına ulaşan, yılı pozitif büyümeyle kapatacağı anlaşılan Türkiye için 2021 yılını yeni bir atılım dönemi haline dönüştürmemiz şart. Hamdolsun, bu yıla dair öncü göstergeler, umut verici gelişmelere işaret ediyor. Üretim ve ihracat tarafı gayet iyi gidiyor. Dünyanın pek çok yerinde paniğe yol açan gıda üretimi, tedariki ve dağıtımı konusunda da hiçbir sıkıntımız bulunmuyor. Şu anda Tarım Kredi Kooperatifi de yoğun bir şekilde sayısını 180’den süratle 500’e çıkarma talimatını kendisine verdim.

“BİZ BU ADIMI ATMAK ZORUNDAYIZ ATACAĞIZ”

Çünkü biz Tarım Kredinin bu marketleriyle zincir marketlerin özellikle yüksek fiyatlarla vatandaşımızı adeta sömürdüğü bir noktada piyasayı bizim balanse etmemiz gerekiyor. İlk etapta 500 daha sonra 1000 gerekirse daha sonra bu sayıları artıracağız. Devletin görevi bu, mecburuz ve bunu da yapacağız. ‘Devlet, bu işlerde bulunmaz’. Sizler, piyasayı bu şekilde adeta yağmalarsanız, kusura bakmayın. Biz, bu adımı atmak zorundayız ve atacağız. “

MARKETLERDE YENİ DÖNEM!

Öte yandan Türkiye Perakendeciler Federasyonu (TPF), Başkan Ömer Düzgün, imzasıyla Ticaret Bakanlığı’na gönderdiği görüşünde itiraz ve önerilerini şöyle sıraladı: “Alışveriş merkezlerinde yer alan marketlerin kapsam dışında bırakılması, var olan cazibe avantajını katlayarak sektörde haksız rekabete yol açacak. Büyük sermayelere sahip ulusal zincirler ve discount zincirler ile rekabet etmekte zorlanan yerli zincirlere güç kazandırmak adına ‘yerel zincir’ tanımı yapılmalıdır.

Nüfusu 2 binden fazla olan ilçelerde zincir market açılabilme kriteri, 5 bin nüfus olarak düzenlenmeli. Yeni mağaza açma kriterlerinde kapıdan kapıya mesafenin 200 metre yerine 300 metre olarak düzenlenmesi discount mağazaların haksız rekabete yol açan yayılımını engelleyecek, küçük işletmelerin ve bakkalların da büyük sermayeli yapılarla rekabet edebilme gücünü olumlu yönde etkileyecektir. ‘Perakende Tüketicisi Tanımlı Ekonomik Bölge’ tanımlaması yapılmalıdır. Bu doğrultuda en fazla 1 kilometre çap içinde, en az 1 market olmalı. Ancak bu çap içinde discount ve uzman mağaza statüsünde olan ve gelecekte bu kategoriye girebilecek mağazaların 1 adetten fazla olmaması gerekir.

Perakende sektörünün belki de en önemli ve ortak sorunlarından bir tanesi KDV oranlarındaki giriş ve çıkış tutarsızlıklarıdır. Sebze-meyve, kırmızı et, kuruyemiş, bakliyat, zeytin ve zeytinyağı gibi temel gıda ürünleri, üreticiden mağazalarımıza yüzde 1 KDV oranı ile alınırken, yüzde 8 KDV oranı ile satışının yapılması hem firmalarımızın hem tüketicinin mağduriyetine yol açmaktadır. Tüketicinin alım gücünü artırmak için yüzde 1 ile giriş yapan ürünün yüzde 1 ile satışının yapılabilmesini arzu ediyoruz.”

GRAMAJ OYUNU SON BULSUN

Üretici firmaların, özellikle indirim marketleri ve ulusal market zincirlerinin baskısından kurtulmak için, aynı marka ürüne farklı gramajlar yaparak, pazarda yer almaya çalıştığını ifade eden Ömer Düzgün, “Örneğin indirim marketlerinde 630 gram olarak satılan çikolata kreması, yerel zincirlerde 750 gramla yüzde 10-15 daha ucuza satılmakta. Bu örnekler deterjan, çocuk bezi, tuvalet kağıdı, gazlı içecek gibi birçok ürün ve kategoride görülmektedir” dedi.

FORMÜLÜ BİLE DEĞİŞTİRİYORLAR

İndirim marketlerinin, markalı ürünlerin formüllerini de değiştirterek ürünün maliyetini düşürdüğünü dile getiren Ömer Düzgün, “Ancak bu değişiklik ürün etiketinde yer almamaktadır. Aynı ürün çok daha ucuz satılıyormuş gibi tüketiciyi yanıltıcı algı oluşturulmaktadır. Bu tarz ürünlerin tüketicinin dikkatini çekebilecek şekilde farklı tasarımla, farklı ambalajda satışa sunulması ya da standart gramajın haricinde ürün üretilmemesi gerekmektedir” diye konuştu.

‘ÖZEL MARKALI ÜRÜNLERE SINIR GELMELİ’

Ulusal/discount marketlerde satışı yapılan private label (market markalı) ürün pazarının büyümesinin, yerel üreticilerin aleyhine sonuçlar doğurduğunu vurgulayan Ömer Düzgün, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Market markalı ürün ciroları 50 milyar liraya, yıllık büyüme oranları yüzde 20’ye ulaşırken; bilinen markaların yıllık büyümesi sadece yüzde 5-8 arasındadır. Ulusal ve indirim marketlerini güçlendiren private label ürünlere kısıtlama getirilmesi, bu ürünlerin raflarda yüzde 25’i geçmemesi sağlanmalı. Private label ürün satışının yanında muadil 3 markalı ürün daha satılması sağlanmalı.”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir